17 Eylül 2009 Perşembe

ÇOCUK VE SATRANÇ

J. Piaget'e göre zihin gelişiminin 4 dönemi şunlardır:

1. DUYUSAL DEVİNİM ( Sensory motor)
2. İŞLEM ÖNCESİ DÖNEM
2-7 yaşları kapsar. Bu dönemin en büyük özelliği, çocuğun benmerkezci bir düşünce yapısına sahip olmasıdır. Bu görüş .ocuğun adalet anlayışına yansır. Çocuk koşullara değil sonuca göre karar verir. İşlem öncesi çocuk korunumu kavramakta güçlük çeker. Soyut kavramları da anlayamaz. Hayal dünyaları geniştir.
3. SOMUT İŞLEM DÖNEMİ
7-12 yaş arası dönemi kapsar. Bu dönemde sıralama, sınıflandırma, karşılaştırma işlemleri için şemalar geliştirirler. Bu dönemdeki çocuklar " adalet" ve "özgürlük" gibi kavramları konuşmaları sırasında kullanabilmelerine karşın, içerikleri kavrama da sorunları vardır. Geleceğe yönelik hipotezler kuramazlar. Satranç ile tanışma yaşı kabul edilebilir.
4. SOYUT İŞLEM DÖNEMİ

Bu bilgiler ışığında çocukların satranca öğrenme çağı ile 6-7 yaşlarında başlaması ancak yarışmalara ise soyut işlem dönemine yaklaştığı 9-10 yaşlarında katılması tavsiye edilmelidir.

kaynak




Başarı hemen herkesin ulaşmak istediği bir hedeftir. Çocuklar da başarıya hemen ve kolay yoldan ulaşmak isterler. Oysa başarı, insanlara sunulan bir lütuf değildir. Ardında azim, fedâkârlık, sabır, planlı çalışma ve tüm bunların yapıldığı bir süreç, kısacası bir bedel vardır. Yani bir bedel karşılığında alınmıştır. Başarının bedeli önceden ödenmiştir. Başarısızlığın bedeli ise sonradan ödenir. Başarısızlığı bazıları için cazip kılan da budur. Yaşamın cilvelerinden diye tanımlanabilen şansın ve rastlantıların önemli etkilerine rağmen, bedel ile başarı arasında doğru orantı olduğunu söylemek mümkündür. Bu satrançta da böyledir. Hiçbir oyun, satrançta olduğu gibi, başarıyı dünya ölçeğinde kıyaslamalı olarak rakamlarla ifade edemez. Çocuk çalışıp oyunculuğunu ilerlettikçe, gerek ulusal (UKD) gerek uluslararası (ELO) kuvvet dereceleri artar. Çocuk, bedelini ödediği sürece başarı merdivenlerine tırmandığını görecek ve tüm başarı öykülerinin ardında bir bedel olduğu gerçeğini öğrenecektir.
Olgun Kulaç

kaynak



SATRANCIN

Sistematik olarak çalışılması çocukların eğitim başarılarını artırmaktadır.

Satranç aynı zamanda şunların gelişimine de yardım eder:

1. Konsantrasyon

2. Disiplin

3. Mantıksal Düşünce

4. Planlanma

5. Hesaplama

6. Göz - beyin koordinasyonu

7. Okuma yetenekleri

8. Farkındalık

9. Kişinin davranışlarının sorumluluğunu alması

10. Sportmenlik

11. Görgü

12. Takım ruhu

13. Özgüven

14. Motivasyon

15. Araştırma yetenekleri

16. Estetik yargı

17. Başarının ve başarısızlığın kabulü


kaynak

20 Temmuz 2009 Pazartesi

PİYANO EĞİTİMİNE NE ZAMAN BAŞLAMALI?


Doğadaki tüm güzelliklerin davetine açık olan çocukların, kişiliklerinin şekillenmeye başladığı yıllarda tanışacakları farklı sanat etkinliklerinden olumlu olarak etkilendikleri açıktır. Tüm bu sanat dalları arasında hiç kuşkusuz, müziğin ayrıcalıklı bir yeri vadır. Çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimleri için eğitimciler, erken yaşta edinilen olumlu müzikal deneyimlerin önemini vurgulamaktadırlar.

Her birey, her yaşta piyano dersi alabilir. Ancak, dört yaşında, doğru eğitimle bu işe başlayan ve yıllarca düzenli çalışabilecek olan bir çocukla, kırk dört yaşında bu işe başlayan bir kimseden beklentiler farklı olacaktır. Ancak, müziği ve piyanoyu hayata bir artı olarak almak, ortak noktalarıdır ve herşeyin çok maddesel ve acımasız olduğu dünyamızda, bu da az bir kazanç değildir.

Piyanoya başlamak için ideal yaş, 4-6 olarak kabul edilmektedir ancak bu küçük yaş, özel pedagojik yöntemler ve anlayışlar gerektirmektedir. Bu yaş çocuğu, pek çok avantaja sahip olmakla beraber, kendi farklı dünyasında yaşamakta ve öğretmenin, kullandığı yöntemlerle “o dünyaya girmesine” gereksinim duymaktadır. Onu oradan alıp, daha sonra, okul çağında karşılaşacağı ve biz yetişkinlerin çok sevdiği “sorumluluklar” dünyasına çıkarttığınızda, sonuç başarısızlık ve hatta “soğuma” olabilir ki bu da istenmeyen bir şeydir. Klasik piyano eğitim yöntemleri, bu yaş grubunda çocuğa soğuk, itici ve sıkıcı gelebilir. Öncelikli amaç müziği sevdirmek olduğu için, bu dönemde ona, yaşına uygun pedagojik yöntemle yaklaşabilecek eğitimcilere ulaşılamıyorsa (ki ülkemizde sayıları azdır), zorlayıcı bir çalgı eğitimi yerine, diğer çocuklarla birlikte alabileceği temel müzik eğitimi aktivitelerine katılması daha doğru olacaktır. Bu şekilde müzikle tanışan ve temel yetileri kazanan çocuklar içinden, öğretmeninin gözetiminde piyanoya uygun olduğu düşünülenler, çalgıya herhangi bir travma yaşamadan geçirilebilirler. Hepimizin çevresinde, piyanoya küçük yaşta başlamış ve bundan nefret ederek bırakmış kimseler vardır ki bu, olabilecek en kötü sonuçtur. Bu eğitimin her aşaması, bu sonuçtan uzak durmaya yönelik olmalıdır. Unutmayalım, çocuk, müzik aktivitesine açıktır; onu bundan nefret ettiren etmenler, genelde, ondan değil, onun çevresinde şekillenen başarısız müzik eğitimi ortamından kaynaklanmaktadır.

Ülkemizde daima ihmal edilen sistemli ve kapsamlı müzik eğitimi, doğru şekillerde çocuklarımıza sunulamadığı için, fiziksel ve ruhsal gelişimlerinde önemli bir destekten yoksun kalınmaktadır. Burada, fen bilimleri ve yabancı dil gibi derslerin çok önemli olduğunu bilen ve sanat aktivitelerinin çocuğu “derslerinden alıkoyacağını” düşünen anne-babaların da, bilgi eksikliğinden kaynaklanan hataları vardır.

Tüm sanatsal aktivitelerin çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini kabul etmekle birlikte, piyanonun sahip olduğu özel yeri vurgulamakta yarar vardır. Bazı araştırmalarda, piyano klavyesinin yapısının, insan bilincinin işleyiş tarzına uygun olduğu ve tüm diğer müzik aktivitelerinin getireceği fiziksel – duygusal yararları sağladığı gibi, beynin mantıksal işleyiş kapasitesini de arttırdığı iddia edilmektedir. Piyano öğrenen çocuk, gözleriyle, iki farklı sıralanışta yazılmış (genellikle bu böyledir – iki farklı dizek üstüne yazılan ve farklı referanslara göre (sol ve fa anahtarları) sıralanan) notaları okur. İlerlemiş bir öğrenci, bu iki sıranın dışında, araya yazılan nota partilerini de görüp çalmak zorundadır. Bazen, iki elin sınırları zorlanarak, dört hatta beş ayrı ezgi partisini, sadece iki elle çalmak zorunda kalabilir. Tüm bedenini, ama özellikle omuzdan itibaren üst kolunu, ön kolunu, bileklerini ve parmaklarını koordine eder, ayrıca iki ayağıyla da pedalları kullanır. Bu, beynin koordine ettiği oldukça karmaşık bir aktivitedir ki piyanonun getirdiği tüm duygusal ve estetik kazanımlar bir yana, başlı başına çok önemli bir noktadır ve hiç de kolay değildir; yıllar süren ve adım adım ilerlenen bir süreç gerektirir.


KAYNAK


Zoltan Kodally "Çocuğun eğitimi annesinin doğumundan dokuz ay önce başlar "der. Birey yedi yaşına geldiğinde eğitiminin ve dolayısı ile kişiliğinin % 60-70'ini tamamlamıştır. Bu yaşta bir de okulla tanışır ve 24 saatlik programı içinde öncelikleri oluşur. Bu önceliklerinin arasında çalgı eğitimine yer açıp onu araya sıkıştırmak her çocukta kolay olamaz. Mümkün olduğunca örneğin 3-4 yaş gibi, beğeni ve istekleri tam şeklini almadan, bu önceliklerinin arasına çalgı eğitimini yerleştirmek daha sonraki yıllara oranla kolay olacaktır.Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta mümkün olduğunca okul ve çalgı eğitimini aynı yıl başlatmamaktır.Yaş küçüldükçe, ders süreleri kısa tutulmalı ve oyun görünümlü çalışmalar artırılmalıdır. Doğru öğretmen seçimi çocuğun derse olan ilgi ve sevgisini doğrudan etkileyeceği için önceleri hevesle iyi gittiği halde sonradan derse karşı yaşanacak ilgisizlik ve başarısızlık irdelenmeli, öğrenci hemen yeteneksizlik duygusuna terk edilerek dersler bırakılmamalıdır. Böyle erken bir karar, bireyin yaşamında sıkıntı duyulan konuları araştırıp problemi çözmek yerine, ilk problemde programı terk etme gibi kolaycı ve sonuca ulaşmayı engelleyen bir alışkanlık doğurur. Çok önemli bir engel olmadığı sürece gelişigüzel ders iptalleri yaşanmamalı. Bu, öğrencide, daha cazip seçenekler karşısında devam gerektiren işleri hemen iptal edebileceği duygusunu ve alışkanlığını yaratır.


KAYNAK


7 Temmuz 2009 Salı

OKULDA İLK GÜN(3 YAŞ 8 AYLIK)




MİNİK TOSBAA'M ANAOKULUNDA İLK GÜN SENDROMU YAŞAMADI...
okula bıraktıktan sonra 20-30 dakika arası bekliyorum ama maşallah ne arayan var ne soran :))
Tabi bundan rahatsız olduğum söylenemez...

14 Mayıs 2009 Perşembe

3-5 YAŞ ARASINDA İNATÇILIK



Bu günlerde(3,5 yaş) bir inatçılık başladı minik tosbaa'mda. Bir başına buyrukluk, bir hayır istemiyorumculuk , bir sen benim sözümü dinlemedincilik ki hiç sormayın. Henüz kıyafet seçimine yansımadı ama yemek konusunda ısrara hiç gelemiyor tosbaa.

Bu dönemi yaşayan ya da yaşayacak annelerin varlığı içime biraz su serpti. Daha sakin ve huzurlu bir döneme geçeceğimiz o anı merakla ve sükunetle bekliyorum.

KAYNAK

Çocuklarda 3-5 yaşları arasında inatçılık dönemi başlar.

O yaşa kadar yönlendirilebilen çocuk, başkaldıran,ters,huysuz,dayanılmaz biri olur.

Herşeyi reddeder, kendi bildiğini yapmak ister,ebeveynlerin isteklerine öfke ile karşı koyar.

Kızlarda biraz daha erken olmak üzere 3-4 yaşlarında ortaya çıkan inatçı davranışlar,aslında normal bir gelişim olarak kabul edilir.

Bu yaşta çocuk ilk defa kendini yetişkinlerden, özellikle annesinden ayrı bir varlık olarak görmeye başlar.

Çocuğun gelişiminde yeni bir devre başladığı için aslında tabii ve sevinilecek bir durumdur.

Bu süre içinde çocuk her şeyi kendi yapmak ister.

İstediği gibi davranmasına engel olunmamasını ister.

Bunun sağlanmaması halinde inatçı olur.

İnatçı çocuklara nasıl davranmalı?

İnatçılığa karşı alınacak en uygun tedbir çocuğu kendi haline bırakmaktır.

Fakat bu kendi halinebırakma anlayışı,çocuğun her istediğini yapmasına göz yummak,yani onun yetişkinlere ve otoriteye karşıçıkmasına müsamaha göstermek anlamına gelmemelidir.

İnatçı bir çocuğa inatçı bir yaklaşım göstermenindoğru sonuçlar doğurmayacağını bilmek gerekir.

İnatçı çocuğu,arkadaşlarıyla oyun oynamaya yöneltmekve oyun alanını genişleterek ilgisini değişik şeyler üzerine yöneltmek de faydalıdır.

Derleyen Ümmühan KUMKALE

Sosyal Çalışmacı

5 Mayıs 2009 Salı

PİYANO EĞİTİMİNE KAÇ YAŞINDA BAŞLANMALI?


Klasik piyano eğitimi için en küçük başlama yaşı 8 dir. Öğrencinin okula başlamış, okuma yazmayı sökmüş, öğretmen, öğrenci ilişkisini, ders ve ödev sorumluluğunu kavramış olması gerekir.

Genellikle anneler, babalar çocukları 5-6 yaşlarındayken acaba çocuğumuzun müzik kabiliyeti var mıdır, eğer ders aldırmaz isek çocuğumuzun geleceği ile oynamış olur muyuz gibi endişelere kapılmakta olup bu konuda bir çok başvurular almaktayız. Daha önceki deneyim ve tecrübelerimizden de edindiğimiz sonuçlara göre hiç endişe etmeye gerek yok. Çünkü küçük yaşlarda aldıracağınız eğitim pek bir yarar sağlamayacağı gibi çocuğunuzun da müzikten soğumasına neden olabilecektir.

kaynak

26 Mart 2009 Perşembe

ÇOCUĞUMUN ÖZGÜVEN VE KİŞİLİĞİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?



KAYNAK

Mine AKVERDİ / Akşam PAZAR EKİ


Dünyaca ünlü Montessori eğitim yöntemi, özel oyunlar, fikirler ve etkinliklerle çocukların özgüvenini, kişiliğini ve becerilerini geliştiriyor. Montessori Vakfı Başkanı Tim Seldin’in Kaknüs Yayınları’nca Türkçe’de yayınlanan ‘Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?’ adlı kitabı yöntemi detaylarıyla anlatıyor.

Çocuklar dünyaya bomboş, tertemiz bir kağıt gibi geliyor. Zaman içinde o kağıda yazılanlar da onların karakterlerini, alışkanlıklarını, yapılarını ve becerilerini şekillendiriyor.

Haliyle onları mutlu ve duyarlı bireyler olarak yetiştirmek çok çetin bir görev. “Her öğretmen anne veya baba olmayabilir ama her anne baba mutlaka bir öğretmendir” diyor eğitimci Tim Seldin. Türkiye’de yeni yayınlanan ‘Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir’ kitabının yazarı olan Seldin, sözlerine şunu da ekliyor: “Anne-baba olarak görevimiz sadece çocukları beslemek, kucaklamak ve korumak değil. Aynı zamanda onlara bağımsız hareket edebilmeyi; kendilerine güvenen, doyuma ulaşmış, başarılı ve mutlu birer yetişkin olmayı öğretmeliyiz.” Peki, bunu nasıl yapacaksınız? Cevap Seldin’in kitabında! ‘Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?’de sunulan bütün o renkli, eğlenceli, öğretici, ilginç, yaratıcı ve faydalı bilgilerin temelini ise 100 yıllık, dünyaca ünlü bir çocuk eğitim yöntemi oluşturuyor: Montessori Metodu.

AMAÇ ÖĞRENME İSTEĞİNİ ARTIRMAK

1900’lü yılların başında çocuk eğitimine yepyeni bir anlayış getirerek dünyada devrim yaratan eğitimci ve bilim kadını Maria Montessori’nin geliştirdiği bu eğitim metodunun temel felsefesi şu: “Eğitimin amacı sadece çocuğa bilgi aktarmak değil, her çocuğun tabiatında zaten var olan keşfetme ve öğrenme isteğini uyandırmaktır!” Metot, çocuğun okula ve öğrenmeye karşı pozitif tutum edinmesini hedefliyor. Bunun yanında her çocuğun kendine güvenini geliştirmesini, konsantrasyonunu artırmasını, doğru ve olumlu alışkanlıklar geliştirmesini ve en önemlisi çocukta kalıcı merakın beslenmesini amaçlıyor. Kendisi de bu metotla büyümüş olan ve şimdi de Montessori Vakfı Başkanlığı’nı yürüten Seldin, yeni kitabı aracılığıyla başarısı kanıtlanmış bu eğitim metodunun tüm püf noktalarını dünyayla paylaşıyor. Kitapta günlük hayatta rahatça uygulanabilecek sayısız yöntem, egzersiz, eğitici ve yaratıcı oyunlar, eğitimde kullanabileceğiniz renkli aksesuarlar tüm detaylarıyla önünüze seriliyor. Çocuk için güvenli ve özgürleştirici ev dekorasyonu, duyuları geliştirecek faaliyetler, ev işlerini, nezaket kurallarını ve öz bakımı öğretecek yöntemler de cabası… Kısacası, Montessori Metodu’nun sunduğu basit ve eğlenceli tavsiyelerle kendi çocuğunuzu bir harika çocuğa dönüştürmeniz hiç zor değil!

Montessori Metodu’nun temeli

Zeka dahilere mahsus değildir. Her çocuk doğuştan zekidir. Küçük yaşta, doğru uyaranlarla, mantık yürütme ve problem çözme yetenekleri geliştirilebilir.


Eğitimde en önemli dönem hayatın ilk 6 yılıdır.

Çocukların ihtiyacı olan şey, kendi kendilerine yetebilme ve bağımsız hareket edebilme becerilerini geliştirebilmektir.

Sınavlar ve yarışlar çocukları iyi eğitmek için etkili yöntemler değildir. Bir çocuk, okulunu güvenli, heyecan verici ve eğlenceli olarak gördüğü zaman çok daha iyi öğrenebilir.

Özsaygı, özgüven ve yetkinlik hissi ile yeni bilgiler öğrenip kendini geliştirme arasında doğrudan bağlantı vardır.

En iyi öğrenme metodu, öğrenilen şeyi tecrübe ederek, günlük yaşamda uygulayarak ve problem çözme becerisi olarak kullanarak öğrenmektir.

Çocuğun öğrenmesinde en kritik dönemler

Montessori’ye göre çoğun öğrenmesinde en kritik dönem 0-6 yaş aralığı. Bu süre zarfında da her konu için farklı bir ideal öğrenme dönemi var. Eğer çocuğunuzun hangi dönemde hangi konulara ilgi duyduğunu ve onu bu alanlarda nasıl eğiteceğinizi bilirseniz zihinsel kapasitesini ve becerilerini artırabilirsiniz. İşte kitaptan birkaç ipucu…

HAREKET DÖNEMİ (0-1 yaş): Bebek nesneleri tutmayı, dönmeyi, emeklemeyi ve yürümeyi bu dönemde öğrenir. Ona mümkün olduğunca fazla hareket özgürlüğü vermek önemlidir. Evinizi ya da çocuk odasını çocuk dostu ve güvenli bir şekilde dekore etmek hem hareket kabiliyetini artıracak hem de özgürce gezip eşyaları inceleyerek keşfetmesini sağlayacaktır.

DİL GELİŞİMİ DÖNEMİ (0-6 yaş): Ona resimli kitaplar okumak, evdeki eşyaların isimlerini öğretmek önemlidir. ‘Şimdi seni kucağıma alıyorum’ gibi yaptıklarınızı açıklayıcı şekilde onunla sürekli konuşarak dil ile davranışlar arasındaki bağlantıyı kurmasını da sağlarsınız.

DUYULAR (2-6 yaş): Duyuların öğrenimi, doğumdan itibaren başlar fakat 2 yaşından itibaren tat alma, duyma, dokunma ve koklama çocuğun daha fazla ilgisini çeker. Bu dönemde çocukların duyularının farkına varmalarını sağlayacak egzersizler yaptırmak önemlidir. Bunun için doğadan faydalanabilirsiniz.

DÜZENLİLİK (2-4 yaş): Bu dönemde çocuklar günlük rutin işleri çok severler. İstikrardan ve tekrarlardan hoşlanırlar. Ona su doldurmak, masa kurmak, düğme iliklemek gibi basit işler vererek hem kendi öz bakımını hem de ev işlerini öğretebilirsiniz. Kendi işini görebilme becerisini kazandırmak, ona özgüven ve bağımsızlık aşılar.

MÜZİK (2-6 yaş): Müzik, çocuğun günlük hayatının bir parçası olduğunda, çocuğunuzun ritim ve melodi gelişimine bu dönemde kendiliğinden ilgi gösterdiğini fark edersiniz. Müzik eşliğinde şarkı söylemek, dans etmek, el çırpmak gibi oyunlar oynayabilir, davul, gitar, zil gibi müzik aletleri kullanmaya teşvik edebilirsiniz.

UZAMSAL İLİŞKİLER (4-6 yaş): Bu dönemde çocuğunuz boyut ve mekan ilişkilerini daha iyi anlayacaktır. Karmaşık yapbozlar üzerinde uğraşmak zihinsel gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır.

MATEMATİK (4-6 yaş): Rakam ve nicelikle ilgili bu kritik evrede çocuğa somut matematik egzersizleri yaptırmanın birçok yolu var. En basiti ise sayı saymayı öğretmek. Mutfakta yemek yaparken malzemeleri birlikte saymak, oyuncakları saymak gibi günlük hayatta birçok fırsatı değerlendirebilirsiniz.


İLGİLİ DİĞER LİNKLER

PRATİK ANNE


14 Mart 2009 Cumartesi

O DAHA 3 YAŞ 3 AYLIK ama neler yapıyor...

KENDİ KÜÇÜK AMA YAPTIĞI İŞLER BÜYÜK...



@Şimşek mcqueen,ayakkabı tamircisi ve cinler,3 küçük domuzcuk,kırmızı başlıklı kız...Bir yaşın üzerinde çocuğu olan herkese çok aşina gelecektir bu isimler...Çünkü bizim minik tosbaa yatarken bu hikaye ve masalların okunmasını talep ediyor.Önce ben anlatıyorum sonra "bi daa" diyerek kendi başlıyor anlatmaya. Dinlemek de çok keyifli.

@Herşey değişiyor hem de çok çabuk,becerileri de çok hızlı gelişiyor. Bazen şaşırıyorum bu küçük adam nasıl yapabiliyor diye ama gelişiminin bir parçası tabi ki bunlar.

@Artık kendi çatal,bıçak ,kaşığı olmadan yemek yemiyor(renkli plastikten). Onları dolaptan alıp tabağının yanına yerleştiriyor.Çatal sola, kaşık ve bıçak sağa... "yemekteyiz" programına inat doğru yerleştiriyor bizim tosbaa :))( bunu öğrenebilmesi için her seferinde ısrarla aynı şekilde masa hazırlamalısınız. ne görürse onu öğreniyor) Çatal ve kaşığı kullanmaya başlayalı çok oldu ama bıçak daha yeni. Meyve yerken (elma ,muz),tostunu yerken,ekmeğine reçel sürerken bıçağını kullanması çok hoşuma gidiyor.

@Tamir aletlerine olan ilgisi ise nerdeyse bebekliğinden beri var. Babasıyla tamir yapmaktan çok hoşlanıyor.Kendi oyuncak aletleri de var ama o illaki orjinalleriyle iş yapacak.
@Kelime dağarcığı artık daha hızlı gelişiyor. Hafızasına aldığı ve telaffuz ettiği kelimeler artıyor. Bunu geliştirmek için de hep kitaplar okuyorum,olayları ona anlattırıyorum.

@"Tamirci bob'un kelimeler dünyası" minik tosbaa'mı konuşturmak için yapılmış bir kitap sanki... 400'den fazla kelime var içinde. Burada önemli olan onun ilgisini çeken bir konu olması. Tamirci bob cd lerini daha 2 yaşındayken çok keyifle izlerdi,traktör, iş makineleri,inşaat malzemeleri en sevdiği oyuncaklarıydı. Hatta oğlumun ilk söylediği kelime de "traktör" olmuştu...
Bu sebeple bu kitap üzerinde konuşmak, gördüklerini anlatmak ona çok keyif veriyor. Bu sayede de bir çok kelimeyi de severek öğreniyor.

""""""""""""""""""""""""""""""""(detaylar için resmin üzerine tıklayın.)"""""""




@Dinozor Barney ve tren Thomas ise severek izlediği cd.ler.

@Bu aralar "Transformers "daki robotlar çok önemli bir yer tutuyor onun hayatında. Şekil değiştirmesi çok ilgisini çekti. Hatta robotlar ona güçlü olmayı çağrıştırıyor. "Ben abiyim ve robot gibi güçlüyüm" cümlesini de sık sık işitiyoruz ondan.. Dövüşen robotlara ilgisi bu aralar yoğun. İçerik ve konu olarak tam takip etmiyor olsa da görsel olarak çok sevdiği robot çizgi filmleri şunlar: Megas xlr ve Ben10
""" """

@Arabalarını evdeki halının üzerindeki çizgilerde sürmeye başladı. Üzerinde yollar,evler,ağaçlar ,parkyerleri ve fabrikalar çizilmiş bir halı görünce de hemen aldım minik tosbaama... Arabaları ile oynayacağı zaman hemen halısını seriyor.




@Ayrıca yukarıdaki gibi bir organizer kutu ise oyun hamurları için ideal.Hamur ile en çok robot ve araba yapıyor. Oyun hamuru ve kutusu diğer tüm oyuncakları gibi istediği an ulaşabileceği noktalarda.Hangisini isterse onunla oynuyor. Oyun bitince hepsini toplayıp yerine kaldırıyor bizim tosbaa...


@Kıyafetlerini onun erişebileceği mesafelerdeki dolaplara taşıdım.Dışardan gelince montunu çıkarıp yerine asabilir,kilot ve atletlerini alıp giyebilir,ayakkabılarını ayakkabı dolabından alabilir, bir basamağa çıkarak dişlerini fırçalayabilir,ellerini ve yüzünü yıkayabilir ...
Tüm bunları kolaylıkla yapması için gerekli ortamı hazırlamak lazım ki çocuk da istekle yapabilsin ve YAPMA VE BAŞARMA duygusunu hep yaşasın.

harika çocuk nasıl yetiştirilir
montesorri