5 Mayıs 2009 Salı

PİYANO EĞİTİMİNE KAÇ YAŞINDA BAŞLANMALI?


Klasik piyano eğitimi için en küçük başlama yaşı 8 dir. Öğrencinin okula başlamış, okuma yazmayı sökmüş, öğretmen, öğrenci ilişkisini, ders ve ödev sorumluluğunu kavramış olması gerekir.

Genellikle anneler, babalar çocukları 5-6 yaşlarındayken acaba çocuğumuzun müzik kabiliyeti var mıdır, eğer ders aldırmaz isek çocuğumuzun geleceği ile oynamış olur muyuz gibi endişelere kapılmakta olup bu konuda bir çok başvurular almaktayız. Daha önceki deneyim ve tecrübelerimizden de edindiğimiz sonuçlara göre hiç endişe etmeye gerek yok. Çünkü küçük yaşlarda aldıracağınız eğitim pek bir yarar sağlamayacağı gibi çocuğunuzun da müzikten soğumasına neden olabilecektir.

kaynak

26 Mart 2009 Perşembe

ÇOCUĞUMUN ÖZGÜVEN VE KİŞİLİĞİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİM?



KAYNAK

Mine AKVERDİ / Akşam PAZAR EKİ


Dünyaca ünlü Montessori eğitim yöntemi, özel oyunlar, fikirler ve etkinliklerle çocukların özgüvenini, kişiliğini ve becerilerini geliştiriyor. Montessori Vakfı Başkanı Tim Seldin’in Kaknüs Yayınları’nca Türkçe’de yayınlanan ‘Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?’ adlı kitabı yöntemi detaylarıyla anlatıyor.

Çocuklar dünyaya bomboş, tertemiz bir kağıt gibi geliyor. Zaman içinde o kağıda yazılanlar da onların karakterlerini, alışkanlıklarını, yapılarını ve becerilerini şekillendiriyor.

Haliyle onları mutlu ve duyarlı bireyler olarak yetiştirmek çok çetin bir görev. “Her öğretmen anne veya baba olmayabilir ama her anne baba mutlaka bir öğretmendir” diyor eğitimci Tim Seldin. Türkiye’de yeni yayınlanan ‘Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir’ kitabının yazarı olan Seldin, sözlerine şunu da ekliyor: “Anne-baba olarak görevimiz sadece çocukları beslemek, kucaklamak ve korumak değil. Aynı zamanda onlara bağımsız hareket edebilmeyi; kendilerine güvenen, doyuma ulaşmış, başarılı ve mutlu birer yetişkin olmayı öğretmeliyiz.” Peki, bunu nasıl yapacaksınız? Cevap Seldin’in kitabında! ‘Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?’de sunulan bütün o renkli, eğlenceli, öğretici, ilginç, yaratıcı ve faydalı bilgilerin temelini ise 100 yıllık, dünyaca ünlü bir çocuk eğitim yöntemi oluşturuyor: Montessori Metodu.

AMAÇ ÖĞRENME İSTEĞİNİ ARTIRMAK

1900’lü yılların başında çocuk eğitimine yepyeni bir anlayış getirerek dünyada devrim yaratan eğitimci ve bilim kadını Maria Montessori’nin geliştirdiği bu eğitim metodunun temel felsefesi şu: “Eğitimin amacı sadece çocuğa bilgi aktarmak değil, her çocuğun tabiatında zaten var olan keşfetme ve öğrenme isteğini uyandırmaktır!” Metot, çocuğun okula ve öğrenmeye karşı pozitif tutum edinmesini hedefliyor. Bunun yanında her çocuğun kendine güvenini geliştirmesini, konsantrasyonunu artırmasını, doğru ve olumlu alışkanlıklar geliştirmesini ve en önemlisi çocukta kalıcı merakın beslenmesini amaçlıyor. Kendisi de bu metotla büyümüş olan ve şimdi de Montessori Vakfı Başkanlığı’nı yürüten Seldin, yeni kitabı aracılığıyla başarısı kanıtlanmış bu eğitim metodunun tüm püf noktalarını dünyayla paylaşıyor. Kitapta günlük hayatta rahatça uygulanabilecek sayısız yöntem, egzersiz, eğitici ve yaratıcı oyunlar, eğitimde kullanabileceğiniz renkli aksesuarlar tüm detaylarıyla önünüze seriliyor. Çocuk için güvenli ve özgürleştirici ev dekorasyonu, duyuları geliştirecek faaliyetler, ev işlerini, nezaket kurallarını ve öz bakımı öğretecek yöntemler de cabası… Kısacası, Montessori Metodu’nun sunduğu basit ve eğlenceli tavsiyelerle kendi çocuğunuzu bir harika çocuğa dönüştürmeniz hiç zor değil!

Montessori Metodu’nun temeli

Zeka dahilere mahsus değildir. Her çocuk doğuştan zekidir. Küçük yaşta, doğru uyaranlarla, mantık yürütme ve problem çözme yetenekleri geliştirilebilir.


Eğitimde en önemli dönem hayatın ilk 6 yılıdır.

Çocukların ihtiyacı olan şey, kendi kendilerine yetebilme ve bağımsız hareket edebilme becerilerini geliştirebilmektir.

Sınavlar ve yarışlar çocukları iyi eğitmek için etkili yöntemler değildir. Bir çocuk, okulunu güvenli, heyecan verici ve eğlenceli olarak gördüğü zaman çok daha iyi öğrenebilir.

Özsaygı, özgüven ve yetkinlik hissi ile yeni bilgiler öğrenip kendini geliştirme arasında doğrudan bağlantı vardır.

En iyi öğrenme metodu, öğrenilen şeyi tecrübe ederek, günlük yaşamda uygulayarak ve problem çözme becerisi olarak kullanarak öğrenmektir.

Çocuğun öğrenmesinde en kritik dönemler

Montessori’ye göre çoğun öğrenmesinde en kritik dönem 0-6 yaş aralığı. Bu süre zarfında da her konu için farklı bir ideal öğrenme dönemi var. Eğer çocuğunuzun hangi dönemde hangi konulara ilgi duyduğunu ve onu bu alanlarda nasıl eğiteceğinizi bilirseniz zihinsel kapasitesini ve becerilerini artırabilirsiniz. İşte kitaptan birkaç ipucu…

HAREKET DÖNEMİ (0-1 yaş): Bebek nesneleri tutmayı, dönmeyi, emeklemeyi ve yürümeyi bu dönemde öğrenir. Ona mümkün olduğunca fazla hareket özgürlüğü vermek önemlidir. Evinizi ya da çocuk odasını çocuk dostu ve güvenli bir şekilde dekore etmek hem hareket kabiliyetini artıracak hem de özgürce gezip eşyaları inceleyerek keşfetmesini sağlayacaktır.

DİL GELİŞİMİ DÖNEMİ (0-6 yaş): Ona resimli kitaplar okumak, evdeki eşyaların isimlerini öğretmek önemlidir. ‘Şimdi seni kucağıma alıyorum’ gibi yaptıklarınızı açıklayıcı şekilde onunla sürekli konuşarak dil ile davranışlar arasındaki bağlantıyı kurmasını da sağlarsınız.

DUYULAR (2-6 yaş): Duyuların öğrenimi, doğumdan itibaren başlar fakat 2 yaşından itibaren tat alma, duyma, dokunma ve koklama çocuğun daha fazla ilgisini çeker. Bu dönemde çocukların duyularının farkına varmalarını sağlayacak egzersizler yaptırmak önemlidir. Bunun için doğadan faydalanabilirsiniz.

DÜZENLİLİK (2-4 yaş): Bu dönemde çocuklar günlük rutin işleri çok severler. İstikrardan ve tekrarlardan hoşlanırlar. Ona su doldurmak, masa kurmak, düğme iliklemek gibi basit işler vererek hem kendi öz bakımını hem de ev işlerini öğretebilirsiniz. Kendi işini görebilme becerisini kazandırmak, ona özgüven ve bağımsızlık aşılar.

MÜZİK (2-6 yaş): Müzik, çocuğun günlük hayatının bir parçası olduğunda, çocuğunuzun ritim ve melodi gelişimine bu dönemde kendiliğinden ilgi gösterdiğini fark edersiniz. Müzik eşliğinde şarkı söylemek, dans etmek, el çırpmak gibi oyunlar oynayabilir, davul, gitar, zil gibi müzik aletleri kullanmaya teşvik edebilirsiniz.

UZAMSAL İLİŞKİLER (4-6 yaş): Bu dönemde çocuğunuz boyut ve mekan ilişkilerini daha iyi anlayacaktır. Karmaşık yapbozlar üzerinde uğraşmak zihinsel gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır.

MATEMATİK (4-6 yaş): Rakam ve nicelikle ilgili bu kritik evrede çocuğa somut matematik egzersizleri yaptırmanın birçok yolu var. En basiti ise sayı saymayı öğretmek. Mutfakta yemek yaparken malzemeleri birlikte saymak, oyuncakları saymak gibi günlük hayatta birçok fırsatı değerlendirebilirsiniz.


İLGİLİ DİĞER LİNKLER

PRATİK ANNE


14 Mart 2009 Cumartesi

O DAHA 3 YAŞ 3 AYLIK ama neler yapıyor...

KENDİ KÜÇÜK AMA YAPTIĞI İŞLER BÜYÜK...



@Şimşek mcqueen,ayakkabı tamircisi ve cinler,3 küçük domuzcuk,kırmızı başlıklı kız...Bir yaşın üzerinde çocuğu olan herkese çok aşina gelecektir bu isimler...Çünkü bizim minik tosbaa yatarken bu hikaye ve masalların okunmasını talep ediyor.Önce ben anlatıyorum sonra "bi daa" diyerek kendi başlıyor anlatmaya. Dinlemek de çok keyifli.

@Herşey değişiyor hem de çok çabuk,becerileri de çok hızlı gelişiyor. Bazen şaşırıyorum bu küçük adam nasıl yapabiliyor diye ama gelişiminin bir parçası tabi ki bunlar.

@Artık kendi çatal,bıçak ,kaşığı olmadan yemek yemiyor(renkli plastikten). Onları dolaptan alıp tabağının yanına yerleştiriyor.Çatal sola, kaşık ve bıçak sağa... "yemekteyiz" programına inat doğru yerleştiriyor bizim tosbaa :))( bunu öğrenebilmesi için her seferinde ısrarla aynı şekilde masa hazırlamalısınız. ne görürse onu öğreniyor) Çatal ve kaşığı kullanmaya başlayalı çok oldu ama bıçak daha yeni. Meyve yerken (elma ,muz),tostunu yerken,ekmeğine reçel sürerken bıçağını kullanması çok hoşuma gidiyor.

@Tamir aletlerine olan ilgisi ise nerdeyse bebekliğinden beri var. Babasıyla tamir yapmaktan çok hoşlanıyor.Kendi oyuncak aletleri de var ama o illaki orjinalleriyle iş yapacak.
@Kelime dağarcığı artık daha hızlı gelişiyor. Hafızasına aldığı ve telaffuz ettiği kelimeler artıyor. Bunu geliştirmek için de hep kitaplar okuyorum,olayları ona anlattırıyorum.

@"Tamirci bob'un kelimeler dünyası" minik tosbaa'mı konuşturmak için yapılmış bir kitap sanki... 400'den fazla kelime var içinde. Burada önemli olan onun ilgisini çeken bir konu olması. Tamirci bob cd lerini daha 2 yaşındayken çok keyifle izlerdi,traktör, iş makineleri,inşaat malzemeleri en sevdiği oyuncaklarıydı. Hatta oğlumun ilk söylediği kelime de "traktör" olmuştu...
Bu sebeple bu kitap üzerinde konuşmak, gördüklerini anlatmak ona çok keyif veriyor. Bu sayede de bir çok kelimeyi de severek öğreniyor.

""""""""""""""""""""""""""""""""(detaylar için resmin üzerine tıklayın.)"""""""




@Dinozor Barney ve tren Thomas ise severek izlediği cd.ler.

@Bu aralar "Transformers "daki robotlar çok önemli bir yer tutuyor onun hayatında. Şekil değiştirmesi çok ilgisini çekti. Hatta robotlar ona güçlü olmayı çağrıştırıyor. "Ben abiyim ve robot gibi güçlüyüm" cümlesini de sık sık işitiyoruz ondan.. Dövüşen robotlara ilgisi bu aralar yoğun. İçerik ve konu olarak tam takip etmiyor olsa da görsel olarak çok sevdiği robot çizgi filmleri şunlar: Megas xlr ve Ben10
""" """

@Arabalarını evdeki halının üzerindeki çizgilerde sürmeye başladı. Üzerinde yollar,evler,ağaçlar ,parkyerleri ve fabrikalar çizilmiş bir halı görünce de hemen aldım minik tosbaama... Arabaları ile oynayacağı zaman hemen halısını seriyor.




@Ayrıca yukarıdaki gibi bir organizer kutu ise oyun hamurları için ideal.Hamur ile en çok robot ve araba yapıyor. Oyun hamuru ve kutusu diğer tüm oyuncakları gibi istediği an ulaşabileceği noktalarda.Hangisini isterse onunla oynuyor. Oyun bitince hepsini toplayıp yerine kaldırıyor bizim tosbaa...


@Kıyafetlerini onun erişebileceği mesafelerdeki dolaplara taşıdım.Dışardan gelince montunu çıkarıp yerine asabilir,kilot ve atletlerini alıp giyebilir,ayakkabılarını ayakkabı dolabından alabilir, bir basamağa çıkarak dişlerini fırçalayabilir,ellerini ve yüzünü yıkayabilir ...
Tüm bunları kolaylıkla yapması için gerekli ortamı hazırlamak lazım ki çocuk da istekle yapabilsin ve YAPMA VE BAŞARMA duygusunu hep yaşasın.

harika çocuk nasıl yetiştirilir
montesorri

6 Mart 2009 Cuma

Çocukların evde ve okulda edineceği iyi alışkanlıklar neler?


Günümüzde manevi değerler gitgide daha fazla kıymetini yitiriyor. Yardımseverlik, başkalarını önemsemek, nezaket veya sorumluluk ifadeleri anlamsız kelimeler haline geldi. Peki bu durumda çocuklarımıza 'teşekkür ederim', 'birşey değil' demeyi ya da yalan söylememeyi nasıl öğreteceğiz? Kesin olan, doğru ve yanlışın ne olduğunu bilmeyen çocukların ileride zorluk çekecekleri.

KAYNAK

Okul öncesi çağı iyi değerlendirilirse iyi alışkanlıklar edin­menin en elverişli çağıdır.

Bu çağda çocuklar yetişkinlerin davranışlarını aynen kopya etmeye çalışırlar. Eğer okulda bu­lunuyorsa öğretmenin hareketleri onun için önemli bir değer ifade etmektedir.

Gerek sözlü ve gerekse hareketlerle gösteri­len nezaket kuralları çocuk için iyi örnek olacaklardır.

"Ağaç, yaş iken eğilir" sözü hatırlanmalıdır.

Bu yaş çocuklarının iyi alışkanlıklar kazanmasında en önemli faktör zaman faktörü­dür.

Çocuğun tüm davranışları zamanlı, planlı, programlı, sü­rekli ve kalıcı alışkanlıklar olmalıdır.
Çocuğun gözünü açtığı ilk mekân aile ocağı olduğuna gö­re, iyi ve temel alışkanlıkları bu ocakta alması gerekir.

O halde evde ne gibi alışkanlıklar edinmesi gerektiğini belirtmeye çalı­şalım:

*Çocuk zamanında yatmalı ve zamanında kalkmalıdır.

*Üç yaşındaki bir çocuk gece saat 7'den sabah saat yediye kadar 12 saat; gündüz 2-2,5 saat uyumalıdır.

Diğer temel alışkanlık­ların başlıcalarını da şöyle sıralamak mümkündür.

*Nezaket kuralları,

*büyüklerini ve küçüklerini selamlama alışkanlığı,

*sevgi, saygı ve güven ilişkilerinin geliştirilmesi;

*çalışma ve iş başarma alışkanlığının kazandırılması;

*yalnız aile bireylerine karşı değil çevresindeki büyük ve küçük insanlara karşı da nezaket kurallarına uyması alışkanlığının kazandırılması;

*kendi kendine giyinip soyunması alışkanlıklarının kazandırılması;

*temizlik, tertip ve düzen alışkanlıkları:

*giysilerini temiz tutma,

*el yüz yıkama,

*dişlerini fırçalama,

*tuvalet alışkanlığı ve taha­retlenme,

*eşya ve oyuncaklarını temiz ve tertipli bulundurma.

*Tüm bu etkinliklerin zamanlı, planlı, programlı, sistemli ve sü­rekli olması alışkanlıkları kazandırılmalıdır.

Okulda edinilecek ve devam ettirilecek alışkanlıklar:

*öğ­retmen ve arkadaşlarını selamlamak;

*başlık, palto ve manto gi­bi giysilerini yerine asmak,

*konuşma kurallarına uymak,

*eşya ve oyuncaklarını başkasına zarar vermiyecek şekilde kullan­mak;

*oyun kurallarına uymak,

*arkadaşlarına yardımcı olmak;

*kendi kendine yemek yeme;

*çatal, kaşık bıçak kullanma,

*yemekten sonra, el yıkamak, sabun kullanmak, havlu kullan­mak, muslukları açık bırakmamak;

*yemekten sonra uyumak,

*sınıfın temizlik, tertip ve düzenine katkıda bulunmak...

Oku­lun bu planlı ve sistemli alışkanlık kazandırma çalışmaları ai­lelere de yansıtılmalıdır. Aile ile okul birbirini tamamlayan ortak bir strateji uygulamalıdır. Daha çok okul ailelere bilimsel rehberlikte bulunmalıdır. Çünkü her aile aynı ölçüde bu işlere yatkın değildir.


kaynak

5 Mart 2009 Perşembe

ÇOCUKLARA KEMAN EĞİTİMİ KAÇ YAŞINDA VERİLMEYE BAŞLANMALI

SUNA KAN kimdir

<< Keman ve piyano erken yaşlarda başlanması gereken birer enstrüman. Kişinin icra edeceği sanat dalı başlama yaşında etkin. Mesela bir çocuk 5 yaşında kontrbasa başlayamaz veya operaya erken başlayamaz. 5–6 yaş keman için uygundur. 10–11 yaş başlamak için biraz geç ama yeteneği varsa yine de olabilir. Çalışkanlık ve yetenek birbirini tamamlar. Çevresel etki kulağın algılama özelliğini destekler. Yeteneği ortaya çıkartan ısrarlı çalışmadır. Bana yetenek mi çalışmak mı derseniz. Çalışmak derim. Çoğu müzisyenin kulağı ritim ve nota algılama anlamında iyidir. Mesela benim öyledir, İdilin öyledir, Gürel Aykal’ın olağanüstü bir kulağı vardır. Ben çocukken piyanoda bir notaya basıldığında bizim evde piyano yoktu ama ne olduğunu bilmeden sesimle taklit ederdim. Duyulan sesi notayla ifade edebilme becerisidir bu. Örneğin dışarıda bir klaksiyon çalsa içinde birbirine karışmış çok sayıda nota olmasına karşın esas notasını duyarım. Bir müzik dinlerken onu nota görür gibi dinliyorum. Kulağın bu durumda olması bir kolaylık sağlıyor. Kulakta bu hassasiyet olmasa bile küçük yaşlardan başlayacak bir ses terbiyesi ile kulak bu hassasiyete ulaşabilir. Küçük yaşlarda çevresel etkilerle maruz kaldığınız seslerin etkisi kulağınızın müzikal yeteneği anlamında çok önemli.

Ben 5 yaşındayken babamla Ankara Ulusta enstrüman satan bir mağazaya gittik. Küçük dörtte bir keman aldık. Oyuncak gibi gözükse de el yapımı ve oldukça iyi bir kemandı. Hala bende duruyor.
Biz küçük bir evde oturuyorduk Ankara’da. Ben çalışırken gözüm dışarıda olurdu. Arkadaşlarım ip atlıyor, top oynuyor falan ama babam başımda tabi. İlk başlarda yarım saat sonra bir saat ve sonra her gün düzenli çalışırdım. Babam beni yüreklendirmek için zavallı çocukları sokaktan toplar onlara şeker, çikolata gibi şeyler verir ve beni dinlemelerini isterdi. Çünkü onlarda oynamak istiyordu benim cayır cayır kemanımı dinleyeceklerine oynamak daha cazipti. Bu nedenle babam onlara çikolata ve şeker verirdi. Babam küçücük iskemleleri dizer radyoda bir yer arar gibi yapardı ve sonra anons ederdi. Sayın dinleyiciler şimdi büyük kemancı Suna Kanı dinleyeceksiniz diye. Ben iki üç dakika bir şeyler çalardım ve babam çocuklara beni alkışlatırdı. Çocukluğumdan bunlar hatıramda yer eden anılardır. Bir çocuk için 5–6 yaşlarda çalışmak zor birşey. Disiplini o yaşlarda çocuğa aşılamak zor. Bu ancak sevdirmekle olur.>>

KAYNAK:
Devlet Sanatçımız Suna Kan ile müzik zekası üzerine konuştuk

25 Şubat 2009 Çarşamba

60-72 Aylık(5-6YAŞ) Çocukların Gelişim Özellikleri




A : Psikomotor Gelişim

1. Denge tahtasında ileriye-geriye doğru yürür.
2. Başlama ve durma komutlarına uyarak tempolu yürür.
3. Kendi başına ip atlar.
4. Kendi bedeni etrafında döner.
5. Ayak değiştirerek merdiven iner ve çıkar.
6. Atma ve tutma davranışlarını gerektiren etkinliklere katılır.
7. Yardımla sekerek yürür.
8. Ritmik hareketleri yapar.
9. Topu yakalayabilmek için ellerinden çok kollarını kullanır.
10. Orta boy topu yerde birden fazla sıçratır.
11. Parmak ucunda koşar.
12. Topukları üzerinde koşar.
13. Yaklaşık 30 cm. yükseklikten atlar.
14. Ritmik olarak seker.
15. Tek ayak üzerinde 8-10 saniye durur.
16. Düşmeden 10 kez öne doğru çift ayak sıçrar.
17. Kâğıt üzerine çizilmiş basit şekilleri keser.
18. Hamur gibi yumuşak materyalleri kullanarak 2-3 parçadan oluşan şekiller
yapar ve bunlardan bir kompozisyon oluşturur.
19. Modele bakarak daire, kare, dikdörtgen ve üçgen çizer.
20. Yatay, dikey, eğri ve eğik çizgileri ve bunların kombinasyonlarını
çizer.
21. İşaret parmağı ile diğer elinin parmaklarını sayar.
22. Üç metre uzaktaki hedefe top atar.
23. Baskı ve yapıştırma işlemlerini düzgün olarak yapar.
24. Yetişkin gibi kalem tutar.
25. 1-5 arası rakamları kopya eder.
26. İsmini kopya eder.
27. Eksiklerle çizilmiş insan resmini tamamlar.
28. Ev, araba, insan, ağaç gibi tanıdık resimleri çizer ve bunlardan bir
kompozisyon oluşturur.

B: Özbakım Becerileri

1. Elini, yüzünü yıkar, kurular.
2. Kendi kendine giyinir-soyunur.
3. Giysilerindeki düğmeleri çözer-ilikler.
4. Yemek yerken uygun araç-gereci kullanır.
5. Dişlerini fırçalar.
6. Saçlarını tarar.
7. Bıçakla yumuşak nesneleri keser.
8. Bıçakla ekmeğine yumuşak nesneleri sürer.
9. Ayakkabılarını bağlar.
10. Tabağına servis tabağından yiyecek alır.
11. Duruma ve hava şartlarına uygun giyecekleri seçer.
12. Tuvalet gereksinimi ile ilgili işleri yapar.

C: Sosyal-Duygusal Gelişim
1. Toplum içinde kendisinden beklenen uygun davranışları gösterir.
2. Kızgınlık, mutluluk, sevgi gibi duygularını belli eder.
3. Başkalarının duygularını anlar.
4. Kurallı oyunların kurallarına uyar.
5. Başkalarına oyunun veya etkinliğin kurallarını açıklar.
6. Sorumluluk alma ve kurallara uyma davranışlarını gösterir.
7. Kendine güven duyar.
8. Yeni ve alışılmamış durumlara uyum sağlar.
9. Yapı-İnşa oyunları plânlar ve oynar.
10. Grup kurallarına uyar.
11. Kendi arkadaşlarını kendisi seçer.
12. Zaman, yer ve ayrıntılarla ilgili bilgi verildiğinde gerçeğe yakın
dramatik oyunlar oynar.
13. Sorulduğunda ailesi ile ilgili bilgi verir.
14. Sorulduğunda adresini ve telefon numarasını söyler.
15. İş birliğine dayanan oyunlara katılır.
16. Kendisini ifade etmede özgün yollar kullanır.
17. Duygusal durumunu ifade etmede dramatik oyunu ve çeşitli araçları
kullanır.
18. İstediklerine ulaşmada sosyal olarak kabul edilebilir davranışlar
gösterir.
19. Kendi cinsiyetinden memnuniyet duyar.


D: Bilişsel Gelişim

1. Bedeninin parçalarını kendi üzerinde adlandırır ve resimle eşleştirir.
2. Artık materyalleri kullanarak özgün bir ürün oluşturur.
3. 10-25 parçalı yap-bozu yapar.
4. Aynı dokuya sahip 6-10 nesneyi eşleştirir.
5. Aynı dokuya sahip 6-10 nesneyi gruplar.
6. İki üçgeni birleştirerek kare yapar.
7. 20'ye kadar atlamadan sayar.
8. 1-10 arasında verilen nesne grupları ile rakamları eşleştirir.
9. Nesneleri kullanarak toplama ve çıkarma yapar (1’den 10’a kadar).
10. Yaşadığı şehrin ve sokağın adını söyler.
11. Dün, bugün ve yarın ile ilgili konuşur.
12. Daha önce dinlediği öyküleri içeriğine uygun olarak anlatır.
13. Nesneleri bir özelliğine göre (renk,şekil,boyut gibi) gruplandırır.
14. Sorulan sorulara kendine özgü cevaplar verir.
15. Nesnelerin bir sıra içindeki konumunu (birinci, ikinci, üçüncü gibi)
isimlendirir.
16. Haftanın günlerini sırasıyla söyler.
17. Kısa bir süre gösterilip gizlenen resimdeki nesneleri hatırlar.
18. Sağını- solunu gösterir.
19. Gösterilen iki resimden birinde var olan farklılıkları gösterir.
20. Günlük yaşamda kullanılan sembolleri tanır.
21. Yarım ve bütün olan nesneleri gösterir.
22. Belli bir olaydan sonra ne olacağını tahmin eder.
23. Nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıkları gösterir.
24. Eşleştirme, ilişki kurma, gruplandırma ve sıralamayı neye göre yaptığını
açıklar.
25. Basit neden- sonuç ilişkilerini açıklar.
26. "En az, en çok, birkaç"ın anlamını bilir ve uygun davranışı gösterir.

E: Dil Gelişimi

1. Günlük deneyimlerini anlatır.
2. Birbirini izleyen üç emir tümcesinde istenileni sırası ile yerine
getirir.
3. Tekil ve çoğul ifadeleri birbirine dönüştürerek kullanır.
4. Bazı sözcüklerin eş ve karşıt anlamlarını bilir.
5. “Ne zaman, neden, nasıl ?” gibi soru sözcüklerini içeren soruları
cevaplar.
6. “Çünkü, daha sonra” gibi bağlaçlar kullanarak konuşur.
7. Olayları oluş sırasına göre anlatır.
8. Yer bildiren sözcükleri yerinde ve doğru olarak kullanır.
9. İsteklerini uygun tümcelerle ifade eder.
10. Birleşik tümceler kullanır.
11. Basit şakalar yapar.
12. Tümcelerinde genellikle özneye uygun fiil kullanır.
13. Kullandığı tümce yapıları yetişkininkine yakın olur.
14. Soyut ifadeleri anlar.

kaynak

36-60 Aylık (3-5 YAŞ)Çocukların Gelişim Özellikleri



A. Psikomotor Gelişim

1. Çizgi üzerinde yürür.
2. Daire etrafında döner.
3. Çift ayakla uzağa atlar.
4. Çift ayakla sıçrar.
5. Geri geri çift ayak sıçrar.
6. Tek ayak üzerinde sıçrar.
7. Tek ayak üzerinde 5-7 saniye durur.
8. Ayak değiştirerek iner-çıkar.
9. Yuvarlanmakta olan topa tekme atar.
10. Atılan topu yakalar.
11. Yerden zıplayan topu yakalar.
12. Topu kendisi sıçratıp yakalar.
13. Bir metre yukarı atılan topu yakalar.
14. Hareket halindeki büyük bir topu ayağı ile durdurur.
15. 20 cm. yükseklikten atlar.
16. Kendine doğru zıplatılan topu yakalar.
17. Parmak ucunda yürür.
18. Topuk ve ayak ucuyla yürür.
19. Topuk ve ayak ucuyla geri geri yürür.
20. Dokuz blokla kule yapar.
21. Plastik çivi tahtasına çivi takar - söker.
22. Daire şeklini çizer.
23. Kare şeklini çizer.
24. Üçgen şeklini çizer.
25. Makasla basit şekilleri keser.
26. Oyun hamuru gibi yumuşak materyalleri kullanarak değişik şekiller
oluşturur.
27. Çeşitli şekiller çizer ve boyar.
28. İpe boncuk, makarna vb. dizer.
29. Çeşitli malzemelerle baskı yapar.
30.Bir kaptan başka bir kaba sıvıları boşaltır.
31.Ritme uygun dans eder.

B. Özbakım Becerileri

1. Düğmesiz ve bağsız giysileri yardımsız giyinir.
2. Yardımla saçını tarar.
3. Giysisindeki büyük düğmeleri ilikler-çözer.
4. Giysilerinin önünü-arkasını ayırt eder.
5. Ellerini yıkar.
6. Dişlerini fırçalar.
7. Sözel ipuçları ile tabakları, peçeteleri, çatal ve kaşıkları doğru
yerleştirerek sofra kurmaya yardım eder.
8. Boyuna uygun bir askıya ceketini veya hırkasını asar.
9. Masada kirlettiği kendine ait yeri temizler.
10. Gece gereksinim duyduğunda uyanır ve tuvalete gider.
11. Burnunu mendille siler.
12. Ev işlerine yardım eder.
13. Kendisine ait eşyaları toplar.
14. Yardım ile bıçak kullanır.

C: Sosyal-Duygusal Gelişim

1. Toplum içinde kendisinden beklenen uygun davranışları gösterir.
2. Yetişkinlerin konuşmalarına katılır.
3. Aldığı sorumlulukları yerine getirir.
4. Nezaket kurallarını uygular.
5. Kendisinden küçüklere sevgi ve ilgi gösterir.
6. Oyuncaklarını paylaşır.
7. Yetişkinlerin yönettiği grup oyunlarına katılır.
8. Diğer çocuklarla çeşitli oyunlar oynar.
9. Basit kurallı oyunlar oynar.
10. Sırasını bekler.
11. Haklarını korur.
12. Övgüden hoşlanır, yaptığı işin beğenilmesini ister.
13. Kendisi ile ilgili sorulara uygun cevaplar verir.
14. Duygularını ifade eder.
15. Bir sorunu olduğu zaman yardım ister.
16. Sofra kurallarına uyar.
17. Adını, soyadını ve yaşını bilir.

D: Bilişsel Gelişim

1. Büyük-küçük, az- çok, açık-kapalı, uzun-kısayı resimde ayırt eder.
2. 4-8 parçalı yap-bozu yapar.
3. Sayı ile nesne arasında ilişki kurar (1'den 10'a kadar).
4. 1'den 10'a kadar sayar.
5. Yetişkinin istediği sayıdaki nesneyi verir (1'den 10'a kadar).
6. İki yarım daireyi birleştirip daire yapar.
7. Nesnelerin neden yapıldığını söyler.
8. “Neden evimiz, kitabımız, saatimiz, gözlerimiz vardır” gibi soruları
cevaplandırır.
9. Tamamlanmamış insan resmine kol ve bacak çizer.
10. Resmi gösterilen mesleklerin adını söyler.
11. Meslekler ile kullandıkları araç-gereçler arasında ilişki kurar.
12. Kısa bir süre gösterilip gizlenen tek nesne resimlerinin neye ait
olduğunu hatırlayarak söyler.
13. Artık materyalleri kullanarak özgün bir ürün yaratır.
14. Ana ve ara renkleri eşleştirir.
15. Ana ve ara renklerle ilişki kurar.
16. Ana ve ara renkleri gruplar.
17. Ana ve ara renkleri sıralar.
18. Verilen nesneleri açıktan koyuya, koyudan açığa doğru sıralar.
19. Bir olayı oluş sırasına göre anlatır.
20. Gösterilen resimlerle ilgili öykü oluşturur.
21. Objeleri temel özelliklerine göre gruplar (hayvanlar, sebzeler,
çiçekler).
22. Resme bakarak nesneyi tanımlar.
23. Dil, boyun, kol, diz, parmak gibi beden parçalarını gösterir.
24. Neden-sonuç ilişkisi kurar.
E: Dil Gelişimi

1. Konuşmalarında bağlaç kullanır.
2. Kendi kendine bir şarkı, şiir, tekerleme söyler.
3. Yaptığı günlük işlerle ilgili olarak, sorulan sorulara cevap verir.
4. Konuşmalarında sıfat kullanır.
5. Konuşmalarında ifadelerin olumsuz biçimlerini de kullanır.
6. “Neden, nasıl, kim?” gibi soru sözcüklerini kullanarak tümceler kurar.
7. Konuşmalarında kişi zamirlerini kullanır.
8. Konuşmalarında yer bildiren ifadeleri doğru olarak kullanır (önünde,
arkasında gibi).
9. Konuşmalarında tümcenin temel öğelerini kullanır.
10. Konuşmalarında işaret zamirini kullanır.
11. Duygularını adlandırır.
12. Dün, bugün, yarına ilişkin zaman bildiren sözcükleri doğru olarak
kullanır.

kaynak

21 Ekim 2008 Salı

2-3 YAŞ ÇOCUKLARI KENDİNDEN İBARETTİR!

Çocuklar dürtü ve isteklerini kontrol altına almayı, geciktirmeyi, ertelemeyi bilmezler.

Olmadık yerlerde ve zamanlarda isteklerinin karşılanmasını isterler ve çoğunlukla tuttururlar.
Engelleyici nesne ve durumlar bireyde öfke yaratır.

Çocuklar da, anne ve babalarından ’’hayır ’’ cevabını aldıklarında, istekleri bir şey olmadığında öfkelenirler.



Ama ilk sekiz yıl içersinde görülen öfke duygusu ve ardından gelen tepki kısa sürer (ortalama 5 dakika), daha sonra çocuğun neşeli bir havaya girdiği görülür.

Önemli olan anne babaların bu anda çocuğa nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri ve bu davranışları çocukta kalıcı hale getirmemeleridir.


Bu dönemde öfke tepkilerine karşı anne babaların yapacağı en uygun davranış bu tepkilerin kısa süreli olduğunu da düşünerek çocuğun dikkatini başka yöne çekmek olacaktır.

Çocuk bu olumsuz ve hırçın davranışları sergilediğinde kısa bir süre, ilgisiz davranmak, umursamamak, onlarla sürtüşmeye girmemek, dikkatlerini o an ortamda bulunan başka bir şeye çekmek yapılacak en doğru olan davranışlardır.

Ayrıca anne ve babaların o an başka şeylerle meşgul olup olumsuz davranışı bittikten sonra ilgilenmeleri daha uygun olur. Bu anlarda sakin ve sabırlı davranmak çok önemlidir.

Öfkesi geçen çocukla onun bu duygusunu anlayarak kabul eden bir yaklaşımla ama kararlı bir ses tonu ile konuşmak en doğrusudur. Çocuğun bu öfke davranışı anne babalarda da öfke duygusu uyandırmamalıdır. Anne babalar unutmamalıdır ki bu dönem geçicidir.

İki buçuk – üç yaşları anne babaların yapması gereken en iyi davranış çocuğun belli kurallar ve sınırlar çerçevesinde saltanatının sürmesine izin vermektir.

Dört yaşından sonra da çocuk her istediğinin karşılanmayacağını, belli kuralların olduğunu öğrenmeye başlar.


"Çocuklarda İki Yaş Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Eylem AYRANCI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

kaynak:

2-3 yaşlarındaki bir çocuk, dünyayı ancak ihtiyaçları çerçevesinde algılar.

Başka bir ifadeyle dünya, onun ihtiyaçlarından ve kendinden ibarettir. Bu yaşlardaki bir çocuk, kendi becerilerini ortaya koymanın peşinden koşmakta, paylaşmayı öğrenmekte, davranış değişiklikleri göstermektedir.

Sosyal ve davranışsal gelişim

Çocuğunuz 2-3 yaşlarında sadece kendisine ve gereksinimlerine odaklanmıştır ve dünyayı neredeyse yalnızca kendi bakış açısından algılar. Bu durum, bazı bakımlardan aslında onun için bir avantajdır; böylelikle kendi becerilerini ve yeteneklerini geliştirmeye odaklanabilir.

Bırakın, paylaşmayı öğrensin

2-3 yaş grubu bir çocuk için, kendine odaklanmış yapısı, oldukça tipik bir davranış biçimidir. Sahiplenici ya da yalnızca kendine odaklı davransa bile, bu onun bencil olduğu anlamına gelmez. Kendisine ait olduğunu düşündüğü şeyleri başkasıyla paylaşması için bir neden yoktur. Bazen aynı gelişim döneminden akran çocuklarla etkileşimde bulunmak ya da oyuncaklarını ve aktivitelerini paylaşmak onun için çok zordur. Onu, diğer insanlara karşı düşünceli davranmaya teşvik etmek isteyebilirsiniz, ancak bir çocuk beş ya da üzeri yaşa gelmedikçe, bir başkasının gereksinimleri için içten gelen, samimi ilgi gösteremez.

Ona karşı her konuda cömert olun

Bu yaştaki bir çocuktan başkalarını düşünmesini istemek ve böylece davranışlarını etkilemeye çalışmak faydasızdır; o henüz bir başkasının duygularını anlayıp paylaşamaz. Bir arkadaşını ittiğinde, birisi onu iterse kendini nasıl hissedeceğini düşünmesini istemek hiç işe yaramayacaktır. Basit ve anlaşılır olun ve “biz başka insanları itmeyiz” mesajını vurgulayın.


Bu, duygular hakkında konuşmalar yapmayın anlamına gelmez, fakat toplum dışı bir davranışı düzeltirken, yalnızca o hareketi yapmaması üzerinde durun. Aynı zamanda, içten gelerek yapılan en küçük nazik ve düşünceli davranışı da mutlaka dile getirin ve övün. Böylece çocuğunuzun sosyalleşme adına öğrendiklerini desteklemiş olursunuz.

kaynak

8 Ekim 2008 Çarşamba

KAÇ KİLO ALMALIYIM??


GEBELİKTE KİLO ALIMI

Gebelik Öncesi vücut ağırlığı mümkünse saptanmalı ve standartlara göre değerlendirilmelidir

Yetişkinlerde boya uygun vücut ağırlığını saptamak için standartlar kullanılmaktadır.

Beden kitle indeksinin kullanılması ise daha pratik bir yöntemdir.

Boy ölçülür, metre olarak yazılıp karesi alınır. Çıkan rakam 20 ile çarpılırsa boya uygun ağırlığın alt sınırı, 25 ile çarpılırsa boya uygun ağırlığın üst sınırı bulunur (ortalama 21) bulunan değere gebelik ayına göre ekleme yapılır.

Gebelik öncesi zayıf olan kişilerde düşük doğum ağırlıklı bebek doğum oranı ve preeklamsi riski yüksektir. Gebenin diyetine ek besinler eklenerek bu durum düzeltilebilmektedir.

Gebelik öncesi şişman olan kişilerde ise hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi birçok komplikasyonun riski artmaktadır.

Gebelikte ağırlık kazanmanın izlenmesi önem taşımaktadır. Gebe kadın ilk üç ayda 0.5-1 kg, sonraki aylarda ise ayda ortalama 1.5-2.0 kg. ağırlık kazanmalıdır.

Gebelik süresince annenin toplam ağırlık artışı ( 10-14 kg.) ortalama 12.5 kg %15, olmalıdır. 7 kg dan az ağırlık kazanma, anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokar.
Gebelik öncesi anne şişmansa daha az kilo almalıdır. Anneye beslenmesinin önemi sürekli anlatılmalıdır. Ayrıca ağırlık kazanımı az olduğunda anne sütünün veriminin düşeceği vurgulanmalıdır.

DİKKAT!

*Gebelik süresince anne ortalama 12.5 kg %15 (10-14 kg) ağırlık kazanmalıdır. (Ayda 1-1-5 kg.)

*Enerji eklemeleri, kadının gebelik öncesi ağırlığına göre yapılmalıdır.

*Gebelik öncesi ağırlığı normal olan kadına ilk 3 ay normal enerji gereksinimine 150 kalori, 4-9 ay arası ise 300 kalori eklenmelidir.

*Gebelik öncesi kadın şişmansa enerji eklemesi yapılmaz, ihtiyacı kadar verilir.

*Gebelik öncesi çok şişman kadınlara düşük enerjili diyetler ilk üç ay uygulanabilir.

*Dördüncü aydan sonra enerji kısıtlaması yapılmamalıdır. Kısıtlama gerektiğinde günlük enerji 1200-1500 kaloriden az olmamalıdır.

*Gebelik öncesinde kadın zayıfsa ilk 3 ay 250 kalori, sonraki aylarda ise 300 kalori ekleme yapılmalıdır.

kaynak

-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

İlk dönemde çok az kilo alınır. Bu 1-1,5 kg. gibidir.
14 haftadan sonra, haftada 0,5 almak mümkündür. Yani bu her ay 2 kilo anlamına gelir. 30. haftadan sonra kilo alımı yine düşer. Son haftalarda ya çok az kilo alınır, belki de hiç alınmaz.
Ayrıca unutmamak gerekir ki; alman kilonun çoğunluğunu su tutumu ve rahim içeriği teşkil eder. Ve bunlar doğumla hemen gider. Ama tabi yağ olarak kazanılan kilolar da vardır. Evet. Bazı yağlar karın, kalça ve sırtta deri altında birikir. Bunların yok olması için doğum sonrasında egzersiz yapılması çok iyidir.

Doğumdan sonra ne olur?
Alman kilonun büyük bir kısmı su tutumudur. Bu hamilelik hormonlarının yarattığı direkt bir etkidir. Doğumdan sonraki 10 gün içinde tutulan su gider. Geri kalan 3 kg. kadar bir miktardır.
Yağ nasıl vücuttan atılır?
Genelde aktif olan bir kadının ekstra bir çaba sarf etmesine gerek kalmadan, bunlar kendiliğinden gider. Emzirme de kilo vermeyi hızlandırır. Kilo vermede aceleci davranan kadınlara ise egzersiz yapmaları önerilir.

kaynak

-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Eğer doğum öncesi zayıf kategorisinde bir anne adayıysanız (yani beden kitle indeksiniz 20’nin altındaysa) haftada 500 g veya üstü kadar kilo almanız beklenir. Tersine şişman kategorisindeki annelerdenseniz (BKI niz 26 ve üzeriyse) haftalık kilo alımınız 300 g şeklinde olmalıdır. Yani ayda 1-2 kg ağırlık kazanımı normaldir

kaynak

21 Eylül 2008 Pazar

ÇOCUKLARDA UYKU VE YAPILAN ANA BABA HATALARI


Çocuğunuzun gece boyunca deliksiz uyumasını istiyorsanız, birlikte uyumaktan ve gece uyandığında beslemekten kaçının…

Montréal Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan bir araştırmada* anne-baba davranışlarının bebek ve çocukların uyku kalitesini etkilediği ortaya koyuldu.

Araştırmaya göre anne-babaların bebeği uyuturken sergiledikleri davranışlar çocuğun 4-6 yaşındaki uyku düzenini de etkiliyor.

Araştırmada 29-41 aylık çocukların uyutulma biçiminin bu çocukların 4-6 yaşındaki uyku düzenlerini de etkilediği saptandı. Çocukların uyku düzenini en fazla etkileyen anne-baba davranışları ise şunlar:




· Gece uyandığında çocuğa yiyecek ya da içecek verilmesi.
Bu durum kötü rüyaları tetikliyor, çocuğun gece 10 saatten az uyumasına veya uykuya dalmasının gecikmesine neden oluyor.

· Gece uyandığında çocuğun yanına yatılması ya da çocuğun anne-baba yatağına alınması.
Bu durum çocuğun yeniden uykuya dalmasını 15 dakika kadar geciktiriyor.

İlk yatırıldığı sırada çocuğun yanında kalmak ise uykuya dalmada gecikmeleri önlüyor.

Montréal Üniversitesi çocuk psikolojisi bölümünden Valérie Simard, gece uyandığında çocuğa yiyecek veya içecek vermenin bebeklik dönemindeki uyku sorunlarına karşı etkin bir strateji olduğunu ancak bu uygulamanın ilerleyen zamanlarda da devam ettirilmesinin uyku sorunlarına yol açtığını belirtiyor.
Simard, 29-41 aylık çocuğa gece uyandığında yiyecek ya da içecek verilmesinin çocuğun kötü rüyalar görmesine ve 4-6 yaşına vardığında da uyku süresinin azalmasına neden olduğunu da vurguluyor.

Simard anne-baba davranışlarından başka bebeğin kendi kendine de kötü uyku alışkanlıkları geliştirebileceğini ve bunların okul öncesi döneme ve hatta daha sonraki yıllara kadar devam edebileceğini belirterek; böyle durumlarda anne-babaların genellikle çocukla birlikte yatma yöntemine başvurduklarını söylüyor.
Ancak birlikte yatmanın uyku sorunlarının çözümü açısından etkin bir yöntem olmadığını vurgulayan Simard, araştırmanın birlikte yatmanın çocuğun gelecekteki uyku düzenini de olumsuz etkilediğini gösterdiğini belirtiyor.

*
Arch Pediatr Adolesc Med. 2008;162[4]:360-367.

KAYNAK

GECE TUVALET YAPMA EĞİTİMİ


  • Yatmadan önce tuvalete gidip çişinin tamamı yaptırılmalıdır.
  • Çocuk geceleri düzenli aralıklarla uyandırılmalı ve tuvalete gitmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuğu düzenli aralıklarla kaldırabilmek için, düzenli bir yatış saati olmalıdır.

  • Örneğin: Çocuk akşam saat 22:00 de yatıyor ve sabah 10:00 da kalkıyorsa, her 3 saatte bir çocuk uyandırılabilir.Yani 22:00 de hemen yatmadan evvel tuvalete götürerek çişinin tamamını yapmasını sağladıktan sonra 3 saat aralıklarla 01:00, 04:00, 07:00 de uyandırarak tuvaletini yapması sağlanabilir.
  • Ancak sadece çocuğu tuvalete götürüp çişini yaptırmak yeterli olmaz.
    Çocuk tam olarak uyandırılarak tuvalete götürülmelidir.
  • Tamamen uyanık ve ne yaptığının farkında olması sağlanmalıdır.
  • Genelde çocuklar bu gece kalkmalarından pek hoşlanmazlar. Gözlerini açmadan, tuvalete gidip geldiklerinin farkına bile varmadan tuvaletlerini yaparlar, yani aslında uyanık değildirler.
  • Işıkları açarak, tuvalete kendi yürümesini sağlayarak, tuvaletini bitirdikten sonra kendi ve tuvalet temizliğini de yaparak yatağına geri dönmesi sağlanmalıdır.
  • Çocuklar bu işleri bilinçli olarak yapmadıkları sürece gece kaldırmanın hiç bir faydası olmayacaktır.
KAYNAK

28 Ağustos 2008 Perşembe

BİR İNSAN YETİŞTİRMEK

Kişilik dediğimiz karmaşık örüntü; doğuştan getirilen ve adına “mizaç” denilen özelliklerin, genetik faktörlerin aile ve çevre etkileşimiyle bir senteze ulaşması sonucu oluşur.

Bizler mesleklerimiz için ciddi eğitimlerden geçerken, “Bir İnsan Yetiştirmek” gibi belki de dünyanın en önemli işi için çok az bilgiye sahip olarak çocuklarımızı yetiştirmeye çalışmaktayız. Oysa dünyanın en zor mesleği anne baba olmaktır.

Hiçbir bilgi ve eğitim almadan öğrendiğimiz bu meslek, genellikle kültürel öğelerden ya da kendi anne babalarımızın bizleri yetiştirme biçimlerinden etkilenmektedir.

Her gelişim döneminin kendine özgü özellikleri ve yaşantıları vardır. Bunlarla ilgili doğru bilgi sahibi olmak, hangi davranış biçiminin sorun olup olmadığıyla ilgili daha sağlıklı düşünmemizi ve tutumlarımızı doğrudan etkileyecektir. Çocuklarımızı yetiştirirken farklı dönemlerde farklı davranış biçimleriyle karşılaşabiliriz. Bu noktada telaşa kapılmamalı ve doğru bilgilenerek en uygun yolu izlemeliyiz.


İlk 3 yılda çocuğun bağlanabileceği bir yetişkinin olması önemlidir. Yaşamın ilk üç yılında annenin kendisinin çocuğunun bakımı ve eğitimiyle ilgilenmesi en sağlıklı yoldur.

Annenin çalışması veya diğer nedenlerden dolayı çocuğun bakımı anne dışındaki kişiler-yakın akrabalar, bakıcı, kreş v.b.- tarafından sağlandığı durumlar da söz konusudur. Bu yetişkinin ilk olarak anne olması tercih edilse de, çalışan anneler için çocuğa bakan bu yetişkin anneanne, babaanne ya da iyi bir bakıcıdır olabilir. Yetişkinle kurduğu bu bağ, çocuğun birey olmaya geçiş sürecinde etkilidir ve çocuğun dış dünya ile ilişkisini kuran, ihtiyaçlarının doyurulmasını sağlayan bir araçtır.

İlk yıllarda, çocuğun en büyük gereksinimi sevgi, ilgi ve ihtiyaçlarının zamanında, yeter ölçüde giderilmesidir. Devamlı, dengeli ve kararlı bir sevgi, çocuğun sağlıklı büyümesi, sağlam bir kişilik geliştirmesi, çevreye uyumu açısından çok gereklidir.

Daha sonra çocuk ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenmeye başlar, becerileri geliştirmeye başlar ve becerilerini geliştirmeye başladıkça birey olma özelliği kazanmaya başlar. Yine bu dönemde yetişkine olan bağlılığından kurtularak kendine güvenmeyi öğrenir ve sorun çözebilme yetisini geliştirir.

Çocuğun sosyal, zihinsel ve duygusal gelişiminin desteklenmesi için, yürümeye başladığı 1 yaş civarında hareket etmesine, çevreyi keşfetmesine fırsat vermek gerekir tabi çevreden gelebilecek zararlara karşı önlem almak koşuluyla. Tam tersi çok müdahaleci olmak, engelleyici olmak ise hem gelişimini olumsuz etkiler hem de yetişkinle kurduğu bağlılık bağımlılığa dönüşür.

2 yaş civarında ise çocukların hareketliliklerinde ciddi değişimler gözlenir; motor koordinasyonları artmıştır, dil gelişiminde ilerleme oluşmuştur, yetişkinlerle iletişime geçmeye başlamıştır.

Bu dönemde hem zihinsel gelişim açısından hem de özgüvenin gelişmesi açısından kontrollü destek sağlamak gerekir. Diğer becerilerini kazanmada olduğu gibi, oyun oynama konusunda da henüz desteğe ihtiyacı vardır.

Sosyal olarak yeterince olgunlaşmadıkları için yaşıtlarıyla oyun sürdüremezler. Anne-babayla veya kendilerinden büyük kendisini idare edebilecek daha büyük çocuklarla oynayabilirler.

Bu anlamda yeterli olgunluğa erişmeden anaokuluna başladığında yaşıtlarıyla uyum problemi ortaya çıkabilir.

Ayrıca bu dönemde anne-babanın çocukla oynaması sadece çocuğun oyun ihtiyacını karışlamak anlamına gelmemelidir. Aynı zamanda anne-babanın çocukla kurması gereken iletişimi geliştirmek, çocuğu tanımak, duygusal gelişimini takip etmek açısından da önemlidir. Ayrıca çocuğu oyun sırasında gözlemlemek ve onun oyun arkadaşı olmak çocuğu tanımak için en kolay ve en etkili yoldur.

"Çocuklarda İki Yaş Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Eylem AYRANCI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

DEVAMI İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ